Van Haber
Özgün ve tarafsız haberin adresi

İran Leoparı’nı koruyacak mıyız?

3

Duygu Kıt/Dersim

Yırtıcı bir hayvan olan leoparın varlığı sağlıklı bir ekosisteme işaret ediyor. Bu özel türe yeterli besini sunan bir yaşam alanı birçok farklı türün o alanı kullandığının da işareti. Ama maalesef türün görüntülenmesi varlığının devam etmesi için yeterli değil. Anadolu’da leopar varlığının yok olmasının başlıca nedenleri yaşam alanlarının tahrip edilmesi ve avcılık. Peki bu sevindirici kayıt sonrasında İran Leoparı’nı nasıl korumak gerekiyor? Dünyayı Koruma Vakfı (WWF) Yaban Hayatı Uzmanı Ahmet Emre Kütükçü ile İran Leoparı( Anadolu Parsı)’nın nasıl korunması gerektiği ve olası riskler üzerine görüştük.

Türkiye’de ilk kayıt 1979’da

Türkiye’de nesli tükendiği düşünülen İran Leoparı ilk kez 1974 yılında sonra ise ilk kez 2019’da fotokapanlar ile görüntülenmişti. Milli parkların paylaştığı leoparın yaklaşık 4 yıl önce kayıt altına alındığını belirten veteriner hekim Ahmet Emre Kütükçü hayvan için yüksek derecede bir koruma statüsü oluşturulması gerektiğini belirterek öncelikli tedbirli şöyle sıralıyor, “Hayvana zarar verebilecek herhangi çatışma/insanla karşılaşma ihtimaline karşı oradaki halkın bilgilendirip olası bir zararın devlet tarafından karşılanacağının net bir şekilde belirlenmesi lazım. Ayrıca yeterli besine ulaşabilmesi için o bölgelerde insan kaynaklı av baskısının azaltılması lazım. Özellikle yaşam alanının kaybı ya da parçalanmasına yönelik herhangi bir faaliyete bir izin verilmemesi, var olan faaliyetlerin de- maden baraj- sonlandırılması gerekiyor.”

“En büyük popülasyon İran’da”

Bireyin İran Leoparı, Anadolu Leoparı ve Kafkasya Leoparı şeklinde üç farklı isimle bilindiğini ama literatürde İran Leoparı diye geçtiğini paylaşan Kütükçü bireyin en büyük popülasyonun İran’da olduğunu belirtiyor. Kütükçü leoparın dağılışı ve yaşam alanlarına ilişkin şu bilgileri paylaşıyor, “İran Leoparı bir leopar alt türü. Kimi kaynaklar kökeninin Anadolu olduğunu genetik olarak da Tülyana olarak alt türü de karar verildi. Irak Zagros Dağları, Kafkasya, Nahçıvan, Gürcistan ve İran’da yayyılış gösterdiğini belirten Kütükçü leoparın en büyük popülasyonunun İran’da olduğunu belirtiyor. “İran’dan sonra en uygun yaşam alanları Türkiye’de” diyen Kütükçü şöyle devam ediyor, “Muhtemelen komşu ülkelerdeki popülasyonlardan ülkemize giren genç erkekler burada kayda geçiyor. Ülkemizde bir dişi olduğuna dair bir veri yok. Fakat bunun için uygun alanlar Türkiye’de mevcut. Türkiye’de bu tür için çok uygun yaşam alanları var. Zaten bu kayıt da bireyin burada hala kullanabileceği koridorlar mevcut olduğunu gösteriyor.”

“Varlığının devamı için yaşam ve besin alanlarının korunması gerekiyor”

İran Leoparı için önemli olanın besin alanı olduğuna dikkat çeken ve kolayca bölge terk etmediğine değinen Kütükçü, ”İran Leoparı yaban keçisi, yaban koyunu, oklu kirpi, yaban domuzu birçok canlıyı avlayabiliyor. Türkiye’de dört yıldır aynı bölgeyi kullanan bu birey de yeterli besine ulaştığı için kalıcı olmuş durumda. Muhtemelen bu birey genç bir erkek olarak sınırlarımızın birinden girdi. Ülke içinde çok uzun mesafeler kat edip şu an kaydının alındığı bölgeye yerleşti ve orada yeterli besin ulaştığı için dört yıldır da orada kent ve alanında dolaşıyor. O yüzden bu alanın zaten tam olarak belirlenip bir koruma statüsüne kavuşması gerekiyor.”

 “Neslin devamı için üreyen bir dişinin varlığı önemli”

İran Leoparı’nın tek bir şekilde ilgili alanda kalmasının türü için bir şey ifade etmediğini belirten ve şu an görünen alanı korumak ve o alana bir dişi yerleştirip bir popülasyon oluşumunu sağlamak çok önemli” diyen Kütükçü. “Bölgede ve etraftaki komşu ülkelerden bir dişi birey uygun şekilde o alana yerleştirilebilir. Üreme döneminde yavrular doğada büyüme imkanı bulabilir ve alanda bir popülasyon oluşturma şansı sağlanmış olabilir.” diyor.

“İran Leoparı’nın dünyada en büyük tehdidi insan kaynaklı”

Anadolu parsının yaşam alanlarının parçalanıp habitatları daraldığı insanlarla daha sık karşılaştığını, avcılığın en büyük tehdit olduğunu ayrıca besin alanındaki hayvanların yine insanlar tarafından avlanmasının varlığını sürdürmesi önündeki en büyük tehdit olduğunu vurgulayan Kütükçü, “Hayvanın yaşam alanı üzerindeki her türlü tehdide yönelik bir koruma statüsünün getirilmesi gerekiyor. O yüzden öncelikle alanının ve besinlerinin sağlıklı kalmasını sağlamak gerekiyor ki hayvan orada kalmaya devam etsin. Hayvanın yola çıkıp ezilme riskine karşı da orada kullandığı alanda gerekli önlemlerin alınması gerekiyor. Eğer alanı içinde bir otoban varsa güvenli bir şekilde geçişini sağlayacak ekolojik köprülerin oluşturulması lazım.”

 

 

DİĞER HABERLER
maksibet giriş maksibet film hd izle film izle film hd izle şutbet giriş şutbet oslobet giriş oslobet betmoris giriş betmoris elexusbet giriş favorislot elexusbet giriş