Van Haber
Özgün ve tarafsız haberin adresi

Yelda Güzel: “Hatay’da bitkiler ayakta ama insanlar yorgun”

25

Duygu Kıt/Dersim

Hatay, özellikle Amanoslar, Türkiye’nin biyoçeşitlilik açısından en zengin bölgelerinden biri. Aynı zamanda deprem felaketinin ardından yaraları en acık kent hala. Deprem tehdidi açısından riskli bir konumda olmasına rağmen, tam da bu depremselliğin yarattığı topografya, yani, ova ve deniz arasında yükselen sıradağlar, onu biyolojik çeşitlilik açısından şanslı hale getiriyor. 6 Şubat deprem felaketi öncesi ve sonrası Hatay’daki biyoçeşitlilik üzerine ve deprem sonrası çokça konuşulan asbest tehdidi üzerine Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Yelda Güzel ile konuştuk. Hatay/Defne’de yaşayan Yelda Güzel ile aynı zamanda deprem sonrası bir bilim insanı olarak çalışma alanlarında karşılaştığı zorlukları da konuştuk.Yelda Güzel 2021 yılında Antakya dağlarının kayalık vadilerinde keşfettiği ve kadınlara adadığı, kızının ismiyle botanik dünyasına kazandırdığı Zeynep Işık çiçeği ile tanınıyor.

“Deprem sonrası gelişmeler, bitkiler özelinde konuşursak, biyolojik zenginliklerimize, şimdiye kadar olmayan, yeni, farklı bir tehdit oluşturur özellikte değil, ancak tabi ki insan aktivitesi olan her yerde, özellikle de bu aktivite anormal bir hal almışsa, doğal varlıklara bir tehdit de vardır”

‘Yüzyıllardır araştırılmasına rağmen, Hatay’da hala yeni bitki türleri keşfedip dünya literatürüne kazandırıyoruz’ diyerek söze başlıyor Yelda Güzel. Dünya üzerinde sadece Amanos dağlarında bulunan bitkiler açısından da Hatay’ın çok zengin olduğunu belirten Güzel, depremin, moloz dökümünün biyoçeşitliliğe zarar verip vermediğine ilişkin olarak şunları diyor, “Bitkiler özelinde konuşacak olursak, kırılgan olan endemik bitkiler genellikle dağların ulaşılması nisbeten zor bölgelerinde bulunuyor, takip ettiğim kadarıyla, deprem sonrası gelişmeler (moloz döküm sahaları ya da yeni yerleşim bölgeleri) bu endemik bitki çeşitliliğine şimdilik doğrudan tehdit oluşturur yakınlıkta değil. Fakat biz insanlar için çok zor elbette. Yıkım, toz, moloz, bozulan altyapı, çadırlarda, konteynerlerde süren yaşam. Hiç kolay değil ama üstesinden gelmeye çalışıyoruz. ”

“Asbest açıklamalarında söz söyleme yetkisi olan herkese kırgınız”

11 ilde yıkım olduğu halde sadece Hatay’ın medyada yaygın olarak asbest kirliliği ile beraber anıldığını ve bu konuda yetkililere kırgın olduklarını belirten Güzel, “Hatay’da %90 asbest başlıklı haberler çıktı. Haklı olarak korktuk ve haberlerin bilimsel dayanağını araştırdık fakat dünya çapında uygulanan standart bilimsel metodolojiye uygun, ikna edici bir asbest ölçüm çalışmasına rastlayamadık. Haberlerin dayandığı Çevre Mühendisleri Odası’nın raporunu okudum, asbest pozitif numunelerde kaynak hep eternit çatı olarak gösterilmiş. Hatay’dan kaldırılan enkazda, bütün Hatay’ı asbestli ilan edecek kadar eternit çatı mevcut mudur? Bu eternit çatılardaki olası asbestin ne kadarı havaya karışmıştır? Havada asılı, solunabilir asbest konsantrasyonu nedir? Dahası bu asbest liflerinin ne kadarı hastalık yapıcı özelliktedir (burada lif boyu ve çapı ,hatta toplumun mezotelioma hastalığına olan genetik yatkınlığı bile önemlidir)? Bunların hepsini, multidisipliner bir şekilde, ciddiyetle, detaylı bir şekilde araştırıp öyle ilan etmek gerekirdi.” diyor.

“Doğrulanmayan asbest iddiası hem halkın psikolojisine hem de ekonomisi tarıma dayalı olan Hatay’a ciddi zarar verdi”

Yeterli tetkik yapılmadan gündemleştirilen asbest iddialarının ekonomisi tarıma dayalı olan Hatay’da halkın hem psikolojisine hem de ekonomisine ciddi zarar verdiğini aktaran Güzel şu şekilde devam ediyor, “Bizde ne yazık ki güvenilirlik açısından pek ikna edici olmayan tek bir raporla, şüpheli bir asbest iddiası ortaya atıldı ve bu durum psikolojik açıdan zaten çok zor durumda olan halkı endişelendirmekten başka bir işe yaramadı. Haberlerin yoğun olarak paylaşıldığı dönemde çok sayıda sipariş iptali yaşandığına bizzat şahit oldum. Resmi kanallara asbest riski konusu daha detaylı araştırılsın diye pek çok çağrıda bulunduk. Valilik sağlık sorunu yaratabilecek bir risk olmadığına dair rapor yayınladı fakat bu halkın korkularını dindirmeye yetmedi.”

“Günlük rutinim artık bilim değil yetkililerden hizmet talebi”

Bilim insanı olarak çalışmalarının ve günlük rutininin nasıl devam ettiğini sorduğumuz Güzel bize şöyle yanıt veriyor: “Büyük yıkım elbette işlerin de aksaması demek. Bu yıl öğrencilerimize uzaktan eğitim vereceğiz, dersler yakında başlayacak ama internet yok! Altyapıdan sorumlu Türk Telekom, iki aydır, yapılacak, tamir edilecek diyerek sürekli erteliyor. Mobil internet hizmeti de yetersiz. Mevcut baz istasyonları, talebe yetecek bant genişliğini sağlayamıyor. Günaşırı gerçekleşen ve saatler, bazen günler süren elektrik kesintileri de cabası. Çağımızda internet olmadan hiçbir iş yapamıyorsunuz, literatür okuyacağız, araştırma yapacağız, uluslararası bitki müzelerine, herbaryumlarına erişmeye çalışacağız, hep güçlü internet bağlantısı gerektiren işler. Hepsi kesintiye uğradı. Açıkçası günlük rutinimiz, internet, elektrik, su vb. gereksinimler için çeşitli resmi kanallardan talepler oluşturmakla geçiyor. Pek sonuç alabildiğimiz söylenemez.”

“Bizi güçlü ve umutlu hissettiren şey toplumsal dayanışma”

Yıkımlar sürerken bir yandan insanların kendilerine güvenli, sağlıklı yaşam alanları oluşturmaya çalıştıklarını aktaran Güzel toplumsal dayanışmaya dikkat çekerek şunları diyor, “Bu karmaşa içinde toplumsal dayanışma, komşuluk, aynı olumsuzlukları deneyimlemiş insanların birbirlerine desteği kendimizi güçlü ve umutlu hissetmemizi sağlayan şeyler oldu. Yaşadığım ilçe yıkımın en yoğun olduğu ilçelerden Defne. Etrafı çiçek bahçeleri ile süslenmiş konteynerler, ufak tefek prefabrikler şekillenmeye başladı. Şartları romantize etmek değil niyetim tabi ki, yaşama bağlılık, kararlılık, azim ve umut görüyorum çevremde.”

 

 

 

DİĞER HABERLER
maksibet giriş maksibet film hd izle film izle film hd izle şutbet giriş şutbet oslobet giriş oslobet betmoris giriş betmoris elexusbet giriş favorislot elexusbet giriş